“Neden bu memleket kendi öz evladına sahip çıkmaz?”

“Neden bu memleket kendi öz evladına sahip çıkmaz?”

Acil çözüm bekleyen gerçek memleket meselelerinin peşinden mehter marşı eşliğinde ilerleyen güzel memleketim; “Siyasi çekişme, rant kavgası ve gıybet” alanlarında dört nala koşmaya devam ediyor…

Peki biz nerede yanlış yapıyoruz?
Sizce sorun; Eskipazarın ötesine bir türlü geçemeyen ve “Lobicilik” faaliyetlerini olması gereken alanlarda değil de hala “beş yıldızlı otel lobilerinde” arayan bizimkilerde mi? Yoksa onca mücadeleye rağmen bir türlü sesimize kulak vermeyen Ankara’dakilerde mi?

Cevabı konusunda en ufak bir ipucu dahi olmayan; “Neden bu memleket kendi öz evladına sahip çıkmaz?” sorusunu yıllardır sorar dururuz kendimize. Eğitimden sağlığa, spordan turizme, ticaretten siyasete kadar neredeyse her alandaki “Yabancı hayranlığımız” dillere destandır bizim. Bir türlü aşamadığımız sıkıntıların altında yatan en önemli nedenlerden biri de bu hayranlık bana göre…

Kendi öz evladının başarısını çekemeyip, bir de üstüne bu başarıyı gölgelemeye çalışmak nedir arkadaş? Kendi alanında büyük başarılar kazanan bir Karabük evladına sahip çıkıp onun daha iyi yerlere gelmesine vesile olmak varken, çelme takmak nedir arkadaş? Bu memlekette doğup büyüyüp bir makama gelen bir Karabük evladına “Bizim oğlan” muamelesi yapıp, bir başka mevkiye bizden olmayan başka bir büyüğün torpiliyle gelenin karşısında el pençe durmak nedir arkadaş?

Nedir bu Karabüklünün Karabüklü ile derdi Allah aşkına? Memleketteki Karabüklü bürokratların, işadamlarının, yöneticilerin ve spor adamlarının son kullanma tarihleri geçti de bizim mi haberimiz yok? Bırakalım artık şu yabancı hayranlığını da, kendi öz evlatlarımıza sahip çıkalım…

Buradan memlekette söz sahibi olan kıymetli büyüklerime sesleniyorum. Bırakın artık suni gündemlerin peşinden koşmayı da, memleketin acil çözüm bekleyen meselelerine ve özellikle de “Z Kuşağı” denen akıl küpü gençlerimize sahip çıkın. Tıpkı ülkemizde olduğu gibi memleketimizdeki beyin göçü de hızlanıyor ve en önemlisi de “Küskünler Listesi” giderek kabarıyor haberiniz olsun.

Ben, yaklaşık 10 yıl İstanbul’da yaşadım. Yaptığım iş itibariyle İstanbul’un her köşesini gezip görme fırsatım oldu. İstanbul’da yaşadığım süre boyunca oradaki sayısal çoğunluğumuz bana hep güven verdi. Çünkü biz orada Karabüklüler olarak birbirimize her platformda sahip çıktık ve destek olduk. O zamanlar “İstanbul’da Karabüklü olmak” benim için büyük bir şanstı…
Peki ya; Karabükte Karabüklü olmak?”